bit-ilaclari

karasinek-ilaclari

karinca-ilaclari

kene-ilaclari

larva-ilaclari

pire-ilaclari

sivrisinek-ilaclari

tahtakurusu-ilaclari

hamam-bocegi-ilaclari

fare-mucadelesi-ilaclari

sivrisinek ilaçlaması - kontrol yöntemleri

Sivrisinekler

Tür: Diptera (iki kanatlı)

Karakteristik özellikler:
Ergin:
Yuvarlak kafa, kafa yüzeyinin büyük bir kısmını parçalı gözlerden oluşmakta; kafadan yaklaşık üç kat daha uzun ve dişilerde kıllı ve erkeklerde ise gür bir çift anten; bu farklılık çıplak gözle cinslerin birbirinden ayırt edilebilmesi için bir imkan sağlar. Kafa üzerinde ayrıca bir çift dokungaç bulunmakta olup bunlardan biri hortum üzerindedir; dişilerde bu organlar düzgün, erkeklerde ise kıl öbekleri içerir. Ağız bölümleri uzun ve ince bir hortum oluşturmakta olup dişilerde parçalama işlevi görür; damarlar boyunca küçük pullar ve ayrıca sırt tarafında perçem halinde pullar içeren tek bir çift zar kanatları bulunur. Kanat damar yapısı ayrıca 6 boylamasına damar ile tipik olun ikinci, dördüncü ve beşinci damarlar çatallıdır; tarsi 5 bölümden oluşur.

Larva:
Tamamen suculdur. İyi gelişmiş bir kafa yapısına ve şişmiş ve bölümsüz bir göğse sahiptirler; karın bölmeli olup son bölmede bu yüzeyinde solunum yapılmasını sağlayan bir çift “spiracle” bulunmaktadır. Kıl öbekleri pek çok vücut bölümünden çıkmaktadır.

Pupa:
Virgül şekilli olup bir çift kanatta sona eren eğri bir kuyruğa sahiptir. Kafa üzerinde pupanın nefes almasını sağlayan bir çift solunum borusu bulunmaktadır. Birleşik kafa ve göğüs yapısı yetişkinlerin kanat ve uzun bacaklarından izler taşır ve iç tarafta gelişme gösterir.

Familya: Culicidae (sivrisinekler)

Metamorfoz yumurta, larva, pupa ve yetişkinlik evrelerinden oluşur. Dünyada yaklaşık 3000 sivrisinek türü bulunmaktadır.

Alt Familya: Anophelmae

Tür: Anopheles spp.

Karakteristik özellikler:
Kanatlarda koyu ve soluk renkli pullar bulunur; dişi dokungaçlar neredeyse hortum uzunluğundadır, erkek dokungaçlar ise genellikle sopa şeklindedir. Hareketsiz durumda iken karın sivrisineğin üzerinde durduğu yüzeye bir açı yaparak hortumla düz bir çizgi oluşturur (örneğin Anopheles gambiae).

Alt Familya: Culicinae

Karakteristik özellikler:
Dişi dokungaçlar kısa olup karında pullar bulunur. Hareketsiz duruş yüzeye paraleldir.

 Tür: Culex spp.

Karakteristik özellikler:
Ebatları değişkenlik gösterir fakat hepsi küt uçlu bir karına sahiptir ve genellikle vücut veya kanatlarında ayırt edici bir işaret bulunmaz (örneğin Culex quinquefas-ciatus)

Tür: Aedes spp.

Karakteristik özellikler:
Orta ile büyük arası bir ebada sahiptirler; çoğu sivri bir karına ve birbirinden belirgin gözlere sahiptirler; genellikle koyu ve açık pullarla birbirinden kolaylıkla ayırt edilirler. Sıklıkla gümüş noktalar içeren siyah renklidirler (örneğin Aedes aegypti)

Tür: Mansonia spp.

Karakteristik özellikler:
Orta büyüklükte olup “tuz ve biber” görünümü veren karışık renkler içeren pullarla kaplıdır. Larvalar nadiren görünür zira gömülü kalırlar ve oksijen almak için nefes alma organları ile bitkileri delerler (örneğin Mansonia uniformis).

Not: Diğer pek çok sivrisinek türü olup bunlardan bazılarının hastalık taşıdığı belirtilirken diğerleri insanlar açısından bir risk taşımamaktadır. Bu yazının hacmi diğer türlerin ele alınmasına imkan vermemektedir.

Dağılım

Sivrisinekler her yerde görülen haşereler olup kutup bölgelerinden tropik bölgelere kadar dünya üzerindeki neredeyse her iklim tipinde görülebilirler ve bulundukları bölgeye bağlı olarak ağır kış mevsimlerinde veya kurak mevsimlerde hayatta kalabilirler. Cinse bağlı olarak ağır derecede kirli sulardan temiz sulara, teneke kutulardaki küçük su birikintilerinden havuzlara ve akıntılara kadar her çeşit su kaynağında ürerken görülebilirler. Tekneler ve hava taşıtları gibi taşımacılık sistemleri sivrisineklerin dağılımlarını artırmakta ve desteklemektedir ve bu şekilde yeni bölgelere yayılmışlardır. Hastalık yayan sivrisinekler dahi ılıman iklimlere taşınmışlar ve buralarda tropik hastalıkları yaymışlardır.

Neden Mücadele Edilmelidir?
Daha soğuk iklimlerde sezonluk bir sıkıntı olmalarına karşın tropik iklimlerde hastalıkların belli başlı taşıyıcıları olabilirler. Hem insanlara hem de hayvanlara pek çok hastalığı bulaştırabilirler, örneğin sıtma, filariasis, sarı humma, beyin iltihabı ve dang humması. Yalnızca bir kaç sivrisinek türünün beşeri hastalıkların taşıyıcısı olduğu belirtilmektedir. Hastalık taşıyan sivrisinekler ana konakçı olarak insanları kullanmakta ve ayrıca en önemli unsur olan kan emmek için evlere girmektedirler.

Sivrisineklerin yaydığı başlıca hastalıklar:

Anopheles spp.:         sıtma, iplik kurdu hastalığı, çeşitli virüsler; örneğin Anopheles gambiae
Aedes spp. :   sarı humma, dang humması, beyin iltihabı, çeşitli virüsler; örneğin Aedes aegypti
Culex spp. :    iplik kurdu hastalığı, beyin iltihabı, çeşitli virüsler; örneğin Culex quinquefasciatus
Mansonia spp.:           iplik kurdu hastalığı, çeşitli virüsler; örneğin Mansonia uniformis.

Bazı türler insanlarla beslenmemesine karşın diğer memelileri, kuşları ve hatta sürüngenleri konakçı olarak kullanırlar.

İstatistiklere göre her yıl yalnızca 270 milyon insan sıtmaya yakalanmakta ve bunların 2 milyonu ölmektedir. Bu durum sivrisinekleri dünya üzerindeki en tehlikeli hayvanlar haline getirmektedir.

Yaşam De vri
Sivrisinekler pupa evresinden çıktıktan sonra 48 saat içinde çiftleşirler. Dişi hayatı boyunca yalnızca bir kez çiftleşir çünkü dişi spermleri vücudundaki keselerde saklayabilir ve daha sonra yumurtaları kendi kendine dölleyebilmektedir.

Sivrisineklerin büyük bir bölümü günbatımından sonra beslenir. Her iki cinsiyette nektar veya meyvelerle beslenir fakat dişiler genellikle yumurta üretmek için kandaki yüksek protein muhtevasına ihtiyaç duyar ve çiftleştikten kısa bir süre sonra kan ile beslenmeye çıkacaktır. Dişi sivrisinekler, konakçıdan yayılan vücut kokusu, karbon dioksit, sıcaklık ve nemi algılama özelliğine sahip güçlü algılama organlarına sahiptir. Dişi sivrisinekler konakçıyı buluna kadar bu uyaranları rüzgara karşı izler. Yetişkinler yiyecek ararken bir kaç kilometre uçabilir fakat rüzgarın yardımıyla daha uzak mesafelere de yayılabilirler.

Dişi sivrisinekler ağızları ile konakçının cildini deler ve kan emeceği damarı bulurlar. Dişi sivrisinekler her beslenmede yaklaşık olarak kendi vücut ağırlıkları kadar kan içerler. Beslenme sırasında bir antikoagulant içeren salya pıhtılaşmayı önlemek üzere yaraya geçer ve kanın akmasını sağlar. Konakçı vücudun buna gösterdiği alerjik reaksiyon arkadan gelen kaşınma hissidir.

Hastalık taşıyan sivrisinek beslenirken hastalık yayan parazitler, enfekte sivrisineklerin salyası veya ağız organları yoluyla konakçının vücuduna girebilirler. Bunun aksine enfekte olmayan bir sivrisinek enfekte parazit formları taşıyan bir insandan beslendiğinde enfekte hale gelir. Bu parazitler, böcek enfeksiyonu yayabilecek ve parazitleri yeni konakçılara yayabilecek hale gelene kadar sivrisineğin içinde gelişir. Parazit, sivrisinek ve konakçı arasındaki ilişki uzun yıllardan beri evrim göstermektedir ve ilgili türe hayli özeldir.

Kanla beslenme yumurta üretimini artırır ve yumurtaların gelişmesi için gereken besleyici maddeleri sağlar. Yumurtalar bırakılmadan hemen önce saklanan spermlerden döllenir. Türe bağlı olarak her bir yumurtlamada 30-350 arası yumurta bırakılır. Yumurtalar iğ şekilli ve 1.5 mm uzunluğunda olup türe bağlı olarak ya su kenarlarına yada birbirlerine yapışmış yüzen yumurta yığınlarının içine veya su yüzeyine teker teker bırakılır veya saçılır

Yumurtalar bir kaç gün sonra kırılır ve ilk evredeki larvalar serbestçe yüzmeye başlar. Larvalar, ağzın içinden bir su akımının geçmesini ve organik parçacıkların yakalanmasını sağlayan ağız fırçalarının hareketiyle beslenir. Larvalar ayrıca yosunlar ve bitkileri de tararlar. Culicine larvası yiyeceğini çeşitli derinliklerde bulur fakat Anopheline larvası yalnızca su yüzeyinde yüzen maddelerden beslenir. Culicine larvası nefes alma borusu ile su yüzeyine asılırken Anopheline larvası yüzeye yatay yatar. Larvalar 4 gelişim evresinden geçer ve her bir evrenin sonunda larva derisini veya tüylerini döker.

Larvalar 4. evrede tüylerini döktükten sonra pupa evresine girerler. Pupalar beslenmez fakat su yüzeyinde kalmaya devam eder. Rahatsız edildiklerinde ani bir hareketle dalar ve pasif olarak yine su yüzeyine çıkarlar. Ergin sivrisinek pupa evresinden gelişir. Tam olarak geliştiğinde ve pupa evresine özgü deri sırt yüzeyinde ayrıldığında ergin ortaya çıkar. Kısa bir süre içinde ölü deri sertleşir ve kanatlar açıldıktan sonra uçar.

Ergin bir sivrisinek, genellikle bir kaç haftadan fazla yaşamaz. Fakat dişi sivrisinek yaşamı boyunca her seferinde yüzlerce yumurta bırakarak pek çok defa yumurtlayabilir.

Komple hayat döngüsünün uzunluğu sıcaklığa son derece bağlı olup kışı larva olarak geçiren türlerde 10 günden altı aya kadar veya daha uzun sürebilir.

Kontrol Yöntemleri
Kontrol önlemleri larvaları veya yetişkinleri hedef alabilir.

Larva
Larvaların yaşam ortamları özellikle kentsel alanlarda pissu boruları ve kanallar kapatılarak, eski teneke kutuları veya lastikler gibi su içeren kaplar uzaklaştırılarak asgariye indirilebilir. Diğer durumlarda drenaj kanallarının serbestçe akmasını sağlamak veya bina alanlarındaki durgun suları boşaltmak gibi fiziksel önlemler problemin azaltılmasına katkıda bulunacaktır.

Bu fiziksel önlemlerin mümkün olmadığı hallerde pupa aşamasına geçmeden önce larvaları öldürmek üzere sulara düzenli olarak larvasitler uygulanabilir.

Ergin
Ultra Düşük Hacimli (ULV) veya Termal Sisleme yöntemleri ile yapılan  alan spreylemeleri iç mekanlar ve dış mekanlardaki ergin popülasyonlarını hızla azaltacaktır.